Kural
- Sebep: due to, owing to, because of, as a result of; thanks to (olumlu bir sonuç için: “sayesinde”).
- Zıtlık: despite, in spite of (… e rağmen); regardless of (… e bakılmaksızın); contrary to (… nın aksine); in contrast to (… ile karşılaştırıldığında farklı olarak).
- Yerine koyma ve ekleme: instead of, rather than (… yerine); in addition to (… e ek olarak); apart from (… dışında ya da … e ek olarak).
- Ölçüt ve uyum: in terms of (… bakımından), according to (… e göre), in line with (… ile uyumlu), with regard to (… ile ilgili).
- Diğer sık öbekler: on behalf of (… adına), in the absence of (… yokluğunda), prior to (… den önce), in favour of (… lehine), by means of (… aracılığıyla), in response to (… e karşılık), in case of (… durumunda).
Örnekler
- Thanks to the new vaccine, the disease has almost disappeared.Yeni aşı sayesinde hastalık neredeyse ortadan kalktı.
- In terms of size, the new stadium is the largest in the country.Büyüklük bakımından yeni stadyum ülkenin en büyüğü.
- Contrary to what many people think, goldfish have quite good memories.Pek çok kişinin sandığının aksine, japon balıklarının belleği oldukça iyidir.
Nasıl karar verilir?
- Boşluktan sonra isim öbeği ya da V-ing geliyorsa bir edat öbeği aranıyor; tam cümle geliyorsa bir bağlaç.
- Şıkların hepsi dil bilgisi olarak uyar; iki yarının ilişkisine bak: sebep mi, zıtlık mı, yerine koyma mı, ölçüt mü?
- Aynı türden iki öbek kaldıysa ince farkı sor: thanks to olumlu bir sonuç ister; contrary to bir inanışı çürütür, in contrast to iki şeyi karşılaştırır.
Çözümlü örnekler
1. ---- the efforts of local volunteers, the forest that burned three years ago is now green again.
Cevabı ve çözümü göster
Doğru cevap: A · Gönüllülerin çabası ormanın yeniden yeşermesinin sebebi ve sonuç olumlu. Olumlu bir sonucun sebebi: thanks to (“sayesinde”).
- B) Prior to “-den önce” demektir; “gönüllülerin çabasından önce orman şimdi yeniden yeşil” anlamsız, sonuç bu çabadan çıkıyor.
- C) Instead of “yerine” demektir; gönüllülerin çabası yerine ne olduğu söylenmiyor, anlam kurulmaz.
- D) Contrary to bir inanışı ya da beklentiyi çürütür (contrary to expectations); bir çabanın önüne gelmez.
- E) In terms of “bakımından” bir ölçüt bildirir; gönüllülerin çabası bir ölçüt değil, sebep.
2. ---- popular belief, bats are not blind; all species can see, and some can even see ultraviolet light.
Cevabı ve çözümü göster
Doğru cevap: C · Cümle yaygın bir inanışı çürütüyor: yarasalar kör değil. Bir inanışı ya da beklentiyi çürütmenin kalıbı contrary to (“-in aksine”).
- A) Due to sebep bildirir; “yaygın inanış yüzünden yarasalar kör değil” anlamsız.
- B) According to “-e göre” demektir; yaygın inanışa göre yarasalar kördür, cümle ise tam tersini söylüyor.
- D) In addition to “-e ek olarak” demektir; inanışa bir şey eklenmiyor, inanış yanlışlanıyor.
- E) On behalf of “adına” demektir; anlam kurulmaz.
Sık düşülen tuzak
Anlamı yakın öbekler aynı soruda çıkar: due to ve thanks to ikisi de sebeptir ama thanks to olumlu bir sonuç ister; in contrast to iki şeyi karşılaştırır, contrary to ise bir inanışı ya da beklentiyi çürütür.
Athena Tapınağı’nın öbür kartları
- Rağmen: although, despite
Beklenenin tersi olan sonuç: although + cümle, despite + isim ya da V-ing.
- Neden bağlaçları
Sebep: because / since / as + cümle; because of / due to + isim. Sonuç sebepten gerçekten çıkmalı.
- Karşıtlık: whereas, while, however
İki şeyi karşılaştırmak: whereas / while; iki cümle arasında zıtlık: however, nevertheless.
- İkili yapılar ve karşılaştırma
Çift parçalı kalıplar birlikte gelir: not only … but also, the more … the more, as … as.
- Geçiş kelimeleri: moreover, therefore, instead
İki cümleyi bağlayan zarf aralarındaki ilişkiyi söyler: ekleme, sonuç, zıtlık, örnek, yerine koyma.
- Zaman bağlaçları
Zaman bağlacı olay sırasını kurar; gelecek anlamında bile yan cümlede will olmaz.
- Amaç ve sonuç
so that = “… diye, amacıyla”; so … that / such … that = “o kadar … ki”.
- If cümleleri
Koşulun türü fiilin zamanını belirler: gerçek, bugüne aykırı, geçmişe aykırı.
- Koşul bağlaçları
unless = if not; provided that / as long as = “yeter ki”; whether or not = “her iki durumda da”.
- Kalıp edatlar: fiil, isim, sıfat + edat
Bazı fiil, isim ve sıfatlar hep aynı edatla gelir: depend on, access to, capable of. Bunlar kalıp olarak öğrenilir.
- Zaman, yer ve miktar edatları
Bu edatlar anlamdan seçilir: süre mi son tarih mi, artış miktarı mı ulaşılan düzey mi, iki şey arası mı grup içi mi?
- Zamanlar ve zaman uyumu
Zaman işareti fiili seçer: since → present perfect, by + gelecek → future perfect.
- Gerund ve infinitive
Edattan sonra V-ing; bazı fiillerden sonra to + V1.
- Modal ve modal perfect
Geçmişe dair tahmin ve eleştiri: modal + have + V3.
- Edilgen yapı ve ettirgen
Özne işi yapan değil, işten etkilenen şeyse: be + V3.
- İlgi cümleleri (relative clause)
who kişi, which şey, whose sahiplik, where yer; virgülden sonra that kullanılmaz.
- Kısaltma ve participle
Öznesi aynı iki cümle kısalır: etkense V-ing, edilgense V3, önce olduysa Having V3.
- Nicelik: few, little, each, none
İsim sayılabilir mi, iki şey mi çok mu: nicelik kelimesini ismin türü seçer.
- İsim cümleleri (noun clause)
Bir cümle, isim yerine özne ya da nesne olur: what, whether, that, how.
- Devrik yapılar (inversion)
Olumsuz ya da sınırlayıcı bir ifade başa gelince soru sırası kullanılır: Rarely have they …